- 8 Eylül 2010 Çarşamba 



  Hasta Hakları
  Dahili Telefonlar
  Nöbetçi Eczaneler
SAMSUN 
 
Site İstatistikleri
Online Ziyaretçi
Bugün Ziyaret   200 
Toplam Ziyaret   205058 
DEPRESYON VE ANKSIYETE ; TEKNOLOJİK GELISMELERLE BASA BAS ARTIS GÖSTERIYOR !
2009 Yillik Egitim Planimiz dahilinde " 10 Ekim Ruh Sagligi Günü " etkinligi kapsaminda , O.M.Ü. Tip Fak. Psikiyatri A.B.D.Ögretim Üyelerinden Yrd.Doç.Dr.Gökhan SARISOY tarafindan "Anksiyete ve Depresyon " konusunda, 14.10.2009 tarihinde saat :15.00'da tüm hastanemiz personelini kapsayan bir sunum yapildi. Sunumdan bir bölüm aktariyoruz ;

ANKSIYETE

Anksiyetenin en iyi tanimi, somatik belirtilerin de eslik ettigi, normal disi, nedensiz bir tedirginlik ve korku halidir. Anksiyeteyi, kaygi, sikinti, bunalti, endise olarak da adlandirabiliriz. Anksiyete yasayan kisi bu durumu "kötü bir sey olacakmis hissi", "hos olmayan bir endise hali" ya da "nedensiz bir korku" seklinde ifade eder. Korku, disaridan gelebilecek kaynagi belli gerçek bir tehlike karsisinda ruhsal ve bedensel olarak verilen bir tepki biçimidir. Böyle gerçek bir tehlike ile karsilasan kisi siddetli bir korku duygusuyla beraber fiziksel tepkiler de gösterir: kalp çarpintisi, titreme, terleme, göz bebeklerde büyüme, ürperme, v.b. gibi. Anksiyete de kisi sanki kötü bir sey olacakmis gibi nedeni belirsiz bir endise hisseder. Anksiyete, nedeni hakkinda net bir bilgimizin olmadigi, içsel bir tehlike ya da tehdit karsisinda gösterilen psikolojik bir tepki olmasina ragmen, korkuda oldugu gibi bedensel belirtilerin eslik ettigi bir durumdur. Bu durum çok hafif bir tedirginlik ve gerginlik duygusundan panik derecesine kadar varan degisik yogunluklarda yasanabilir. Anksiyete sik yasanan, herkes tarafindan zaman zaman hissedilen bir duygudur ve her zaman bir hastalik belirtisi olarak düsünülmemelidir. Okulun ilk gününde, hoslandigini biri ile ilk randevuda ya da yeni ve degisik bir durumun baslangicinda anksiyete duyulmasi normaldir.
Normal anksiyetenin organizmayi uyarici, koruyucu ve motive edici özellikleri vardir.
Anksiyetenin patolojik olduguna karar verebilmek için, uyaranin siddeti ile ortaya çikan anksiyete uyaran ile uyumlu olmamasi, zamanla azalmak yerine degismemesi ya da siddetlenmesi, klinik tabloya agirlikli olarak anksiyetenin fiziksel belirtileri hakim olmasi, anksiyeteye katlanilamamasi ve islevselligin bozulmasi gerekir. Bu durumda anksiyete kisinin mesleki ve ailevi yasantisini etkilemeye baslar, kisilerarasi iliskilerinde bozulmalara neden olur, gün içinde sik sik ortaya çikar ve günün büyük bir kismini kaplar, kisi bu duygulanimi kontrol edemez ve basa çikamaz. Bu semptomlarin yaninda huzursuzluk, gerginlik, tedirginlik, sikinti, daralma, çabuk yorulma, konsantrasyon zorlugu, kolay irkilme ve tetikte olma da gözlemlenir. Anksiyete esnasinda görülebilecek psikosomatik reaksiyonlar ise; bas agrisi, bas dönmesi, kulak çinlamasi, agiz kurulugu, çarpinti, nefes darligi, muhtelif agrilar ve gastrointestinal sikâyetlerdir.

DEPRESYON

Depresyonun temelinde daha önceden isteyerek ve severek yaptigi günlük aktivitelere karsi isteksizlik ve hayattan zevk alamama durumu vardir. Ek olarak depresyondaki kiside kederli ve üzgün bir duygu durum ile birlikte görülen bazi degisiklikler zamanla olusur. Bu durumda kisi her seyi olumsuz olarak degerlendirerek karamsarlik düsünceleri ile geçmisi ve gelecegi düsünmeye baslar. Bu düsünceler istemese de kisinin aklina gelir. Yani günlük yasantida her seyin olumsuz taraflarini görür. Yalniz normal sinirlarda kabul edilecek gün içerisindeki duygulanimdaki çökkünlükler depresyon sayilmaz. Depresyon diyebilmemiz için asagida siralanmis belirtilerin gün içerisinde hemen hemen gün boyu ve en az son on bes gündür devam ediyor olmasi gerekir.

* Hemen her gün ve günün büyük bir kisminda gözlenen çökkün bir duygu-durum hali ( kendini mutsuz, aglamakli, kederli hissetme hali).

* Hemen her gün yaklasik gün boyu süren tüm ya da çogu etkinlige karsi ilgi ve zevk almada azalma (daha önce keyif alinan isler, hobiler ve aliskanliklardan artik hoslanmama, bikkinlik, cinsel isteksizlik ).

* Diyet uygulanilmamasina karsin önemli derecede kilo kaybi ya da alimi ( bir ay içinde vücut agirliginin %5 inden fazlasinin artmasi ya da azalmasi) ya da hemen her gün istahta artma yada azalmanin olmasi.

* Hemen her gün uykusuzluk yada asiri uyku hali.

* Hemen her gün olagan beyinsel ve vücutsal islevsellik, hareketlilik halinde azalma ya da huzursuzluk

* Hemen her gün halsizlik, yorgunluk hisleri, daha önceki günler kadar enerjik hissetmeme.

* Hemen her gün kendini degersiz hissetme, küçük görme, kendini begenmeme, suçlu ya da günahkâr hissetme hali.

* Hemen her gün düsünme ya da konsantrasyon yeteneginde azalma olmasi (konusulanlara, okunan seylere, izlenilen dikkatini verememe, gibi) ya da kararsizlik hali.

* Tekrarlayan ölüm düsünceleri, intihar planlari veya eylemlerinin varligi.

Eger bu tarz bulgulardan en az 4 'ünü yasiyor ve süreklilik arz ediyorsa zaman kaybetmeden bir Psikiyatriste basvurmanizi öneriryoruz.

Degerli zamanindan ödün vererek bizlere bu sunumu hazirlayip sunan sayin Yrd.Doç.Dr.Gökhan SARISOY'a tesekkür ediyor,basarilarinin devamini diliyoruz.


Haber : Hem. Hacer KATIRCIOGLU
Egitim Koordinatörü



Fotograf : Lütfü KOÇ
Tibbi Sekreter

GERİ DÖN